Neyin intikamı bu görücü usulü ayrılık?
Komşu bakışlı aynalarda susmak,
Dikkat kesilmek her telefon sesine,
Sevgi sözcüklerinin üşendiği ağızlarda yalnız pişmanlık sızan…
Aşk bitmeden yaz bitti, elde var hazan!
Neyin dikine yüzdün sen alabalık?
Bu yıl hadsiz yağdı yağmurlar
Birkaç kerpiç evi çağlayan götürdü,
Buydu üstüne titrediğin çocukları evsiz bırakan…
Söz bitmeden yaz bitti, elde var hazan!
İçime doğru çığlıklarım, ondan mı bu kalabalık?
Kaç köre çelme taktın verdiğin sözleri azat ettiğinde,
Kaç karanfil sızlattın burnumda tüttüğünde?
İsyanım çığlaşıyor, nehre kızıp köprü yakan…
Düş bitmeden yaz bitti, elde var hazan!
Söndü içimde kandiller, zifir daha mı karanlık?
Avutma “kader” deyip bu yüreksiz rolünü,
Sırtını Ağrı Dağı’na yaslayan köyün çocuklarının yakanda kalsın elleri, tutmadın ellerimden.
Bizim çocuğumuz olmayacak bahçendeki incir ağacından sarkan,
Biz bitmeden yaz bitti, elde var hazan!
08.09.2009
Bursa
|